Mısır’ın son Kraliçesi olan Kleopatra’nın 2000 yılı aşkın süredir kayıp halde olan mezarının arkeologlar ve halk için ilgi kaynağı olması hala tazeliğini korumaktadır. Medya’da mezarın bulunması yakın haberleri çıksa da, uzmanlar oldukça düşük bir ihtimal olduğunu öne sürmektedir.

Julius Caesar ve Marcus Antonius’un sevgilisi olmuş ve savaşın sonunda kaybederek  Roma İmparatoru Octavianus tarafından ele geçirildikten sonra intihar ederek, kendini öldürmüştür. Antik yazarların iddiası sonucu, bu intihar, zehirli kobra yılanının ısırığı ile olmasının ardından Antonius ile beraber anıt mezara gömüldü.

Medyadaki açıklamalar üzerine arkeologlar İstiridye’nin yaklaşık 50km batısında yer alan “Taposiris Magna” adındaki bu bölgede mezarın olduğunu ileri sürmektedir. Bölgede yer alan ekip, son 15 yıl da Kathleen Martinez liderliğinde bu bölgeyi kazmakta ve bu zamana dek, kraliçenin iktidarında basılmış sikkelerden oluşan gömüt ve zamana tarihlenen kalıntılara ulaştılar.

Ayrıca konuda uzman akademisyenler, Kleopatra’nın mezarının Taposiris Magna’da gömülü olmasının mümkün olmadığını söylüyor ve mezarın şu anda İskenderiye’de su altında kalmış bir bölgede olduğuna inanıyor ve savunuyorlar.

Mısır’ da eski eserlerden sorumlu, eski bakan Zahi Hawas, Martinez ile beraber bölgede 10 yılı aşkın süredir çalıştıklarını belirtti ve ekledi: “Hem Kleopatra’nın mezarının Taposiris Magna’da olabileceğine dair hem de Antonius ile orada gömülü olduklarına dair hiçbir kanıt bulunmuyor.”

Arkeologlar, Kleopatra’nın mezarının Mısır-İskenderiye’deki Taposiris Magna’da bulunan Ptolemaios kalıntılarında gömülü olduğuna dair hiçbir kanıt olmadığını söyledi ve ekledi: “Kleopatra’nın, sarayının yanında inşa ettirdiği mezarına gömüldüğüne ve bu yerin de şu anda su altında kaldığını düşünüyorum ve bu yüzden mezarı asla bulunamayacak.”

Geçilen 2000 yılda, kıyıda oluşmuş olan erozyonun, Sarayın da yer almakta olduğu İskenderiye’nin bazı bölümlerinin günümüzde su altında kalmasına sebep olduğunu düşünülmektedir. Akademisyenlere göre de mezar su altında değilse dahi büyük ihtimalle Eskiçağ’dan bir dönemde yok edilmiş olduğunu ya da modern şehir gelişiminin altında gömülü kaldığını belirttiler. Çok sayıda akademisyenler ise, mezarın antik çağlarda yağmalanmış olduğunu öne sürüyorlar. Geçmiş dönemlerde meydana gelmiş projeler sarayı gözden geçirmiş olsa bile mezarı su altında arayan hiçbir proje meydana gelmemiştir.

Kaliforniya Üniversitesi’nde Klasik Eserler Profesörü Robert Gurval, Kleopatra üzerine geniş kapsamlı araştırma yapmakla bilinmektedir. Ayrıca şu açıklamada bulunmuştur. “Bu mezar bin yıllık kültür değişimi ve doğal tahribine dayanabilseydi ilgi çekici bir yapı olurdu; ayrıca insan eli değmemiş olsa bile depremler ve deniz suyu onun toprak ya da su altında kalmasına neden olacaktı. ”

Kleopatra, Büyük İskender’in generallerinden biri olan I. Ptolemaios Soter’in soyundan gelen hükümdarların sonuncusu olarak da tarihe geçmektedir. Büyük İskender, Babil’de öldü fakat İskenderiye’de tekrar toprağa verilmişti. Antik yazarlar İskender’in mezarından sık sık bahsediyorlar lakin arkeologlar, İskender’in mezarını ya da Ptolemaios krallarından hiçbirisinin mezarına ulaşamadılar.

Oxford Üniversitesi’nden Susan Walker, “Mesele şu ki, İskender’in ve Mısır’ın diğer 15 Ptolemaios kralının mezarının nerede olduğunu bilmiyoruz.” ifadelerini kullanarak açıklamada bulundu.

Liverpool Üniversitesi Eski Mısır Bilimi’nde öğretim üyesi olan Glenn Godenho, “Martinez, Kleopatra’nın Taposiris Magna’da gömülü olabileceğini düşündü. Çünkü Kleopatra, ölülerin tanrısı Osiris’in hem kızkardeşi hem de eşi olan Tanrıça İsis ile özdeşleşmişti.” açıklamasını yaptı.

Godenho, Kathleen’in bir araştırma heyetinin buradaki çalışmasına dayanarak, bölgeye özel olan geniş Osiris Tapınağı’nın içinde yer alan bir İsis Tapınağı’nın ve ayrıca üzerinde Kleopatra portresinin bulunduğu sikke gömüsü ve diğer Greko-Roma  dönem buluntularının varlığını tespit ettiğini söylüyor ve ekliyor. “Taposiris Magna’nın Kleopatra döneminde aktif olduğunu kesinlikle söyleyebiliriz.”

10 yıldan fazla çalışma sürdürülen Taposiris Magna’da,  Kleopatra’nın mezarı bulunamadı ve birçok akademisyen mezarın bu bölgede olduğundan kuşku duymaya başladı. Bu konuda Godenho, şu şekilde açıklama yaptı: “Kathleen’in çalışmaları, yıllarca, hem Osiris Tapınağı’na yönelik hem de Kleopatra’nın mezarının tanrıçasının yanında, duvarların içinde keşfedileceğine olan inançla yapıldı. Fakat olumsuz sonuçlanması, şimdiye kadar Kleopatra’nın mezarını bulmaya çalışmak açısından bir boşluk yarattı.”

Diğer büyük sorun ise Taposiris Magna’daki mezarın kraliyet ailesinden çok, dini figürlere ait gibi yansıtılması. Bu konuda da Walker, “Benim anladığım orada bulunan mumyaların yüksek statülü rahipler olma ihtimalinin, kraliyet ailesinden olma ihtimalinden daha yüksek olduğu.” ifadeleri ile açıklama yapıyor.

Bu olayın yanı sıra birçok akademisyen tarihi metinlere göre, Kleopatra’nın mozolesinin İskenderiye’de bulunduğunu, Taposiris Magna’nın ise şehirden 50 km uzaklıkta olduğunu belirtmektedirler.

Martinez ekibi ile birlikte, burada yer almakta olan bir nekropolü kazıyor. Godenho ise,  “Mısırlılar için etkili olan liderlerinin yanında gömülmeyi istemek oldukça normal bir durum. Bu durumdan hareketle Kathleen, bir zamanlar altın varakla kaplanmış bir mumyanın yanı sıra, ön plana çıkmış bu çevrede dikkat çekici bazı keşifler yaptı. Sonuç itibariyle, bölgedeki insanların özellikle Kleopatra’nın mezarı etrafında toplandığını öne sürmek, ortaya atılması zor bir iddia.” dedi.

Kleopatra’nın Taposiris Magna’da gömülü olduğuna dair kanıt zayıf olsa da bu durum bölgenin önemini ortadan kaldırmaya yetmemektedir.

Godenho, “Bu bölgede Kleopatra’nın yanı sıra daha başka unsurlar da olduğunu belirtmekte fayda var. Buradaki arkeolojik çalışma, Akdeniz ve Afrika dünyası arasında yapılan ticarette bu kraliçenin rolünü, bölgedeki dini faaliyetleri, öbür dünya inançlarını, sosyal yapıları ve nüfusunu daha fazla anlamamıza yardım etmek için hazırlandı. Ayrıca bu bölgenin kullanımının ne kadar eskiye dayandığı da sorulması gereken bir soru. Bu nedenle bütün bunların cevabını bulmak için duruma daha geniş bir açıdan bakmalıyız.” ifadelerini kullanarak açıklamasına son vermektedir.