Brighton Üniversitesi’nden David Nash ve onun meslektaşları, anıtın ikonik taş çemberini oluşturan ve sarsen olarak bilinen 52 büyük kayanın 50’sinin kaynağını araştırmalar ışığında belirlediler.

Sarsen taşları, Stonehenge’in dış çemberini ve at nalı şeklindeki bir iç çemberi içermektedir. Bunlardan birçoğu, iki dikey taş ve tepesinde yatay bir lento şeklinde düzenlenmiş olmaktadır. Stonehenge, merkezine yakın, kökenleri daha önce Galler’e kadar izlenmiş olan mavitaş olarak bilinen daha küçük kayalar da içermektedir.

Taşları araştıranlar, portatif X-ışını floresans spektrometrisi, esasen el tipi  X-ışını tabancası adı verilen bir teknikle saren taşlarının kimyasını analiz etmeyi başardılar. Bununla her taş için farklı pozisyonlarda beş okuma yaptıklarını açıkladılar. Bu analizlerin yardımıyla,50 sarsen’in alüminyum, kalsiyum ve demir içeren eser elementlerle beraber yüzde 99’dan fazla silika içeren ortak bir maddeyi paylaşmakta olduğunun göz önüne çıkmasına, bizim de anlam vermemize yardımcı oldu.

Nash, “Bunlardan ikisi bizim için sürprizdi, ana kümeden farklılardı, ama aynı zamanda birbirinden de farklılardı.” şeklinde açıklamada bulunuyor. Bu da, onların iki ayrı kökene sahip olduklarını göz önüne çıkararak, düşüncelerimizi aydınlatıyor.

Daha sonra araştırmacılar, kayanın jeokimyasal bozunmasını elde etmek için 1958’de yeniden yapılandırılan bozulmuş  bir sarsen’den alınan bir taş parçasını analiz etmelerinin sebebi ise İngiltere’nin güneyindeki benzer taş alanlarını örneklemek ve araştırmalarını sonuca ulaştırmak içindir.

Marlborough Downs’ta örneklenen altı gruptan biri olan West Woods’taki kayalar örneklerle eşleşmişti.

Nash, ise bu durumu şu şekilde açıklamaktadır:  “Orijinal kaynak bölgesini bulacağımızı hiç beklemiyorduk.”

Sarsenlerin kökenini belirtmek, Stonehenge’e taşınmış olabilecekleri yollar üzerinde gelecekteki arkeolojik araştırma alanlarını çoğaltmaktadır.

Geri kalan iki sarsenin kökeni henüz bulunamamıştır.