Karadeniz ilinde  10 gündür avlanması yasaklanan hamsinin popülasyonunu tehdit ettiği iddia edilen yunusların, kontrollü avlanması önerisine doğaseverlerden tepki gecikmedi. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği  Başkanı Bahattin Sürücü, şöyle söyledi; “Hamsilerin azalmasının nedeninin yunuslara bağlanması son derece üzüntü vericidir. Yunusların hangi balığı ne kadar yiyeceğine biz mi karar vereceğiz?”

Tarım ve Orman Bakanlığı, Karadeniz ilinde yasal avlanabilir boy uzunluğu 9 santimetrenin altındaki hamsi oranının artması üzerine harekete geçildi. Bakanlık, bu konuda, İstanbul Boğazı’nın tamamı ile Karadeniz’e kıyı Sarıyer ilçesinin Kumköy Aslan Burnu’ndan Gürcistan sınırına kadar olan bölgede, 10 gündür ticari amaçlı hamsi avcılığını yasakladı. Yasağın hemen sonrasında Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Mehmet Kocabaş, hamsi popülasyonunu tehdit ettiği gerekçesiyle yunusların kontrollü olarak avlanması önerisinde bulundu. Çevreciler tarafından, Kocabaş’a bir tepki de Aydın’ın Kuşadası ilçesinden geldi.

Hamsi popülasyonunun azalmasının sebebinin yunuslara bağlanmasının çok üzüntü verici olduğunu belirten EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, konuşmasına şöyle vurgu yaptı; “Yunusların doğal denge içinde hangi balığı ne kadar yiyeceğine biz mi karar vereceğiz? Yunuslar, denizlerimizde yapılan aşırı ve bilinçsiz avlanma nedeniyle zaten besin yetersizliği çekmektedir. Denizlerimizin bu hassas memelileri, beslenmek için balık bulamadıklarında kendi yağ dokularından ihtiyaçlarını karşılamakta ve hastalanarak ölmektedir. Bugün, birçok yunusu deniz kirliliği, plastik atıklar, trol ağları ve kasti öldürme gibi nedenlerle kaybetmekteyiz. Yunusların avlanması yasak olup, yunuslar 1380 sayılı ‘Su Ürünleri Kanunu’ ve ülkemizin de taraf olduğu ‘Barselona, Bern, CITES’ gibi uluslararası anlaşmalarla koruma altındadır. Yunusların avlanması yerine, daha çok onların yaşamlarını tehdit eden aşırı balık avcılığı ve deniz kirliliği gibi sorunlara çözüm üretilmesinin daha doğru olduğunu düşünüyoruz.”