Türkiye’de yaygın uygulamasına başlanacak Çin menşeili Covid-19 aşısının Türkiye’deki Faz 3 çalışmalarında gönüllü olan Prof. Dr. Mustafa Gerek, koronavirüs geçiren kişilerin aşı planlamasındaki yerini anlattı. Prof. Dr. Gerek, şöyle söze başladı;  “Bir kişi eğer 4-5 aylık zaman diliminden önce hastalığı geçirmiş ise, aşı yapılmasında hiçbir sakınca yok. Yeni hastalık geçirdiniz daha birkaç aylık bir zaman geçti, bu dönemde muhtemeldir ki yeterli antikorunuz vardır; bu aşamada aşı olunmasına gerek olmayabilir.”

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Kulak, Burun, Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Gerek, kendisine 14 gün arayla iki doz aşının yapıldığını belirtti. Prof. Dr. Gerek, belli bir zamanın geçmesi üzerine antikor düzeyine bakıldığını söylerek, sözlerine şöyle devam etti;  “Aşı anlamında koruyucu düzeyde bir antikora sahip olduğum ortaya çıktı. Aşı olduktan sonraki dönemde de maske, mesafe ve temizlik ile tedbirli yaşamımı devam ettirdim. Antikorum olmasına rağmen hala aynı şekilde kendimi koruyacak biçimde yaşamaya devam ediyorum. Aşı uygulandıktan sonraki dönemde de aşının yapıldığı alan dahil olmak üzere herhangi bir yan etki hissetmedim. Aşıyla ilgili herhangi bir semptom yaşamadım.”

Prof. Dr. Gerek, aşılanma politikasında antikor düzeyine bakarak seçim yapılmadığını, sınıflama ve öncelik sıralaması olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Gerek, öncelik sıralamasında 4-5 ay önce hastalığı geçirmiş kişilere aşı yapılmasında sakınca olmadığını söylerek, konuştu; “Yeni hastalık geçirdiniz daha birkaç aylık bir zaman geçti, bu dönemde muhtemeldir ki yeterli antikorunuz vardır; bu aşamada aşı olunmasına gerek olmayabilir. Ancak kişi hastalığı geçirdiğini bilmiyorsa; çünkü toplumun büyük bir çoğunluğu herhangi bir semptom yaşamadan bu hastalığı geçirme şansına sahip olabiliyor. Dolayısıyla bu kişilerin aşı olmasında hiçbir sakınca yok.”

Prof. Dr. Gerek, antikor seviyesinin herkeste ölçülmeyeceğini de belirterek, şu ifadelerini kullandı; “Antikor seviyesinin bir alt sınırı var. Bunun referans aralığı 0-0,99’dur. Alt sınırın üzerinde antikorunuz varsa, antikor pozitif olarak değerlendirilir. Bunun bir üst sınırı yok. Üst sınırından kastımız şu; ‘antikor en az şu kadar olmalı, antikor şu kadardan fazla olursa, başka bir şey olur’ gibi değerlendirmeler söz konusu değil. Alt limitini biliyoruz. Alt limitin üzerindeki her değer pozitif olarak ve sizi bu enfeksiyondan koruyacağı kabul edilir. Hatta hastalığı geçirmiş olan kişilerde antikor saptanmamış olsa bile bu virüsle tekrar karşılaştığı zaman vücuttaki hafıza hücreleri devreye girerek, yeniden antikor oluşturması, bu hastalığa karşı güçlü bir şekilde savunması ve engel olması söz konusudur.”

Prof. Dr. Gerek, antikorun koruma süresinin ne kadar olduğuna dair net bir bilginin olmadığını vurgulayarak, konuşmasına şöyle son verdi; “Henüz daha tam 1 yılı doldurmamış bir enfeksiyon süreciyle karşı karşıyayız. Zaman içerisinde görülecek bu antikorlar bizi ne kadar süreyle koruyor. Ayrıca ortalama 6-8 ay süreyle bu aşının koruyacağı tahmin ediliyor. 28 gün arayla aşılanma ile antikorun daha yüksek düzeyde elde edileceği şeklinde bir bilgi var. Dolayısıyla 14 günlük süreyi 28 güne bu sebeple çıkardılar. Dolayısıyla 28 günlük uygulama ile herhangi bir kayıp söz konusu olmayacak ve muhtemeldir ki buradan da daha yüksek düzeyde bir antikor kazancımız olacaktır diye tahmin ediyorum.”